9 Aralık 2010 Perşembe

duy-an.

şimdilerdeyse.. nereden baksan hayat bir ayrı. aslında hep böyle olmuştur, her köşeden başka görünür elbet manzara (ışık/ lamba) . şaşırmamalı. bakmayı öğrenmek demeli sanırım buna..
özlem nasıl bir şeydir? yenilir yutulur mu, dokunulur mu, derine batsa canın yanar mı? evet bazen. peki kaç farklı şekilde gülümseyebilir insan? kaç sahteliği mümkündür dudakların? sonra uzak, hep mi uzak kalır insana?

hiç mi gidiyorum deyiverip, kalkamaz yerinden..

güzel midir, oralarda hava.. öyle hep sevdiğim gibi sert mi eser rüzgarı? nasıl ısıtır güneşi.. yakar mı insanın tenini bir anda? buralardan uzak görünüyor ya, işte demiştim evvelden.. bakmayı öğrenmek demeli diye.. tabii denmeli de, e nasıl? nasıl?? beklenti olmamalı..
hiç olmamalıymış ve hep olmalıymış. bilmeliymiş ne kadar basit olursa olsun eylemin; senindi, senin, senin olacak.

yok mu? bilinmez.

1 Aralık 2010 Çarşamba

re-offender

başka bir ay daha yok bu sene.. hani keyfini çıkarmak değil de, keşfetmeye bakalım öyleyse. esasında böylesi huyum değil, ama tek bir sefer işte dahası yok ki.. kabullenmek gerek, alıyorsan eğer, nefesin hakkını vermek; her nasıl geliyorsa o halde. başka başka, tane tane kar gelecek bir de.. nasıl da yakışırdı kim bilir :)